Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 

Devious Journal Entry

Sat Jun 20, 2009, 4:50 AM
I'm backk to my Homeee :heart:!!!
I :heart: Deviantart !
I :heart: Friends ! :love:


:giggle:

  • Mood: Promiscuous
  • Listening to: Infernal War
  • Reading: Merlyn
  • Watching: Whisper
  • Playing: Tekken 4 - Guitar hero ||| Legends Of Rock

Deviantart: v6 ile kifayetsiz pöykürmeler part

Sun Jul 20, 2008, 2:31 AM
  • Mood: Promiscuous
yeni deil gerci yine üstünden zaman geçtide..
walla anlayamadım ben bu işi açıkcası..
subs olanlardaki tumb olayını herkese vermişler baska şekildede olsa ortaya karışık bişeyler yapmışlar ama mail alanı gibi dallı budaklı bi hedeyle birlikte afalladım garip olmuş yav git gide hi5 türü blog türü karma bişey olucak deviantart sanırsam. bide söyle renkli bi theme seçenegi olsa..

zira eskiye oranla bencede pek tadı yok buraların. nerde çokluk orda pokluk gibi bi hal almaya başladı. aslında yazacak çok seyim, isyan edecek çok mevzu var. dikkat ettiyseniz uzun zamandır hayata dair biseyler patlatmıyorum yazın olarak. aslında söylenecek o kadar çok şey var ki... manga grubundan sonra herkesin animeyi mangayı ögrenip yüzyıllık animeci, otaku kesildiği, evanescence'den sonra herkesin gothic olduğu -ki populerleşme başlangıcı budur kimse yadsımasın, rock'ın poplaştırılarak yurdum müzigi haline gelmesi hayko cepkinin "brutaline tapan(!)" siyah giyen marulların artığı, hatırla sevgiliden sonra herkesin solcu, kurtlar vadisinden sonra herkesin maganda kesildiği, kitap okumak ve yararlı sosyal faliyetlerde bulunmak yerine, küresel ısınma kyoto protokolu ve kutup ayılarıyla ilgili kampanyalarla dalga geçen "yurdum ayılarına", kendi tarihine sahip çıkmayan ve öldügünde kendininde tarih olacagından bi haber olan zavallı insancıklara kadar, populer ne varsa oraya kon furyasında olduğu gibi her alandaki sömürme ve tüketme çılgınlığından burasıda nasibini aldı. yorum yazmak için üye olma zorunlulugu var. hal böylede olunca garip seyler ortaya çıkıyor. 2006 yılında "huraaa" şeklinde hergün art gönderip sürekli baktığım yere şimdik pek bakmıyorum bile. gerci artık vakit kıtlıgı çekiyorum o ayrı bi mevzu ama buraların eski sakinleriyle konustugum zamanda onlardanda benzer yanıtlar alıyorum. sorarım size nolucak bu deviantartın hali sevgili watcherlarım dostdaş arkadaşlarım? sözünüzü esirgemeyin yorumunuzu yazın. harbi harbi çok merak ediyorum. ne düsünüyorsunuz hak veriyor musunuz ya da farklı mı düşünüyorsunuz?

onu bunu bilmemde, deviantarttı v6'ya dayatan birilerinin bu siteden çok para kazandığı kesin..

HARMONİYA'YA AÇIK MEKTUP!!

Tue Jun 10, 2008, 5:24 AM
Sevgili yer fıstığı...
Unuttun lan beni çokomel?

Yazar oldunda adam mı oldun lan!? Ne o dergi editörüyle kırıştırmalar, tv'lere çıkIp "biz sadece arkadaşız yaa, sevişme bizimki" demeler. Ne çabuk unuttun lem geçmişini? Akıllı ol harmy akıllı... Seninle az mı Taksimin arka sokaklarında sinyal çektik, az mı önümüze gelene fakir sümüğü gibi yapıştık. "Agbieee bi minyoon varmıeeeee cigara varmı cigareaaaa" tribine girdik. Bulduğumuzu karaborsada sattık, parasını çatır çatır yedik. Varoştuk, tikiydik, Ama insandık. Nasip dedik, kısmet dedik, baht be kenkeaaagg dedik. Beyoğlunda çop konteynırının arkasındaki perili köşkte yusufladığımız geceleri ne çabuk unuttun? Rüyanın tam albenili yerinde kıçımızdan ıssıran tahtakurusu ismindeki şerefsizlerin taa mk ben.
sonraa "eski ev yakalım apartman dikeriz buraya" diyen Onunbu evlatları gece gece ateşe verirlerdide evsiz yurtsuz kalırdık. varoştuk, tikiydik ama insanlığımızı yitirmedik.

Senin şişe dötü gibi gözlüklerin buğulanırdı soğuğu yerken. vay anasını derdik vay anasını. Bar çıkışlarında bira şişelerini toplardık. Hatta bazen sen şişeyi yere düsürü;P kızların o dar, o "at beni gittiğin yere" diyen kısa eteklerinin ardındaki manzaraya bakmaya yeltenirdin. Çakal!! "ablaggg bi kere verseneggg" diye sinyal çekerdin. Her defasında da Rıdvan abi gelir "Ben vereyim ayol, yazıktır günahtır, canı çekmiş çoocoun" der sende "bende prostat var baska sefere insalla ağğbieee" deyip oracıktan duman olurduk. Level atlayIp 'Hormonia' olduğun dönemlerdi.
Ergendik, gençtik ama insandık bab.

Bayram günleri çopteki cephane niteliğindeki balonları şişirip harçlığımızı çıkarırdık. Çok trip günlerdi.. Ateri salonunda çocukları döver, jetonlarını alırdık. 1 jetonla oyun bitirene dek uyku yoktu bize. Ateriden gaza gelip çok sitrit faytır çevirmiştik sokakta. Herkes artık bize çingen vedat muamelesi yapmaya başlamıştı.
"öksüz, yetim, biçler, dalın! " diye 10'arlı çocuklar abanırdı üstümüze. Bigün omzumdan biri tuttu. "rahat ol genç" dedi bana. bi yandanda, saç sümüg birbirine karışmış karşımdaki veledin kafasına yumruğu çaktı.. Vay anasını dedim. Sonra bi anda 3'ümüz sen de çarlinin melenkleri, sen de fayt kılap hesabı, sen de matriks modu, reflex şeklinde biçlere temiz bi dayak attık. Anneleri arkamızdan terliklerle kovalarken biz dinlenecek varoş bi mekan bulmuştuk bile. Sonradan öğrendik bu level'i yüksek adamın ismi Kirican'mış. Evini, ailesini, dostlarını kaybetmiş ama insanlığını kaybetmemiş. "Byakuya gel oğlumm" isimli kopegiyle trip ve kafası güzel bi şekilde takılıyormuş. Evet bab biz böyleydik işte. Varoştuk, tikiydik ama kafamız her daim güzeldi. Bi şekilde yolumuzu bulurduk. İnsanlığımızı kaybetmemiştik.

Zaman bizden çok şey alIp götürdü bab. Saf ve iyi kalplı insanların bataklıkta boğulmalarının çok kolay olduğunu öğrendik. hatta bunu ilk sen söylemiştin bana. Etraftaki pis kokulu yaratıklar bizi dibe indirmek için çok çalıstılar. İnsanlığımızı saflığımızı almak için burnumuza iğrenç kokularını dayadılar. Türlü oyunlar oynadılar bize. Önce kalplerimizden vurdular, sonra değer verdiğimiz kişileri kopardılar bizden. bazı değer verdiğimiz insanlarda kendiliğinden gitti. napalım. oyunun kuralını öğrenene kadar çok seyler gitti içimizden, derinlerde bi yerlerden. Nitekim onlarla baş edebilmek için onlar gibi olmamız gerektiğini öğrendik. kalplerimizi sökup bilinmedik bir yere gizledik ve insanlığımızı kaybettik. Tek bi farkımız vardı onlardan kötü, huysuz, çekilmez olsak bile adildik. iyileri herşeye rağmen yine koruduk.
----------------
İşte.. bende bu yıkık hikayenin, dökük sayfasında kendimce bi yere sahipim. boş geçirdiğim tek bi zamanım bile yok. hayatımda bu kadar çok çalışacagımı, ordan oraya koşturmaktan yorulacagımı ama, sıkılmayacağımı, isyan etmeyeceğimi asla tahmin edemezdim. Sesim soluğum çıkmıyor ortam ablalığı yapmıyor gibi görünsemde undergrand piyasada baya sağlam bi yer edindim kendime. özellikle yaptığın tasarımların bitmiş hallerini fuar gibi alanlarda görmek çok gurur verici. öte yandan şarkı türkü te hey hey modundada iyi işler yaptığımı düşünüyorum. sanırım alkışlar bunun bir göstergesi ve belkide emeklerin karsılığını alabildiğim için giriştiğim her iş yorgunluktan ziyade yerini huzur ve tebessüme bırakıyor. fırsat bulduğum her an farklı şeyler yapmaya çalısıyorum. bulunduğum şehirde bunu destekler nitelikte olduğu için belkide. insan istediği sürece yapacak çok fazla şey buluyor. en değerli şey olan zamanı iyi kullanmaya çalışıyor.

Ama.. tüm bunların yanında özlediğim tek bir şey var: yalnızlık.
tek basıma caddelerde yürümeyeli, bankta oturup insanlara, sevgililere bakmayı, davranışlarını incelemeyi, sonra hayal kurmayı, tabiatın güzelliklerini tek basına gözlemlemeyi özledim. hatta yağmurda yürümeyi bile özledim.. bazen tüm bunları insanlarla yapmak zevk vermiyor. bu aralar belkide bu yüzden en yakınım dediğim, sevdiğim insanları bile arayasım gelmiyor. trip yesem bile yalnızlığımı azıcıkta olsa geri istiyorum. Kendi hikayemde, geçmişimde tek başıma kaybolmak istiyorum.

hayal dünyam çok geniş, aşklarım, umudum, mutluluklarım, gözyaşlarım, dostlarım, yaptıklarım, yapacaklarım, değer yargılarım hepsi bir okyanus.. içinde boğulmak isteyen, bunu taşıyabilecek olan, ruhsal düzlemden kopup bana eski, silinmiş, çocuksu düşlerimi hatırlatana dek, artık inanmamaya başladığım, -herkese verip kendime bırakmadığım sevgi unsurunun varlığını hissettirecek kişi gelene dek-, yalnız, hüzünlü, yagmurlu bir diyarda, saçlarımı kırbaçlayan rüzgara inat hala dimdik, kana bulanmış yaralanmış olmam umrumda olmadan bekliyor olacağım. gözyaşlarım olmayacak. çünkü ağlamayı bile unuttum.

işte bööle bro. masalcı nine modundan kurtulup sana burdan yazarlık derside verdikten sonra girdilerimi sonlandırıyorum. küçüksen küçüklüğünü bil lan. Adam ol adam. seni seviyorum brom :heart:! kiricanıda seviyorum. ama hemen şımarmayın. gözünüzün yaşına bakmam oyarım olm! anti nyuuda paslaşmak üzere,
her zaman carpe diem babalık!!


................................................................................ your Sister .......
............................................................................ DeaD ChaN'o8 ......


spacial not:
uzun zamandır yazı yazmadım concon deviantart aboneliğimin bitmesini bekledim. vaktim olmadıgı ve spam olmasın diye cevaplayamadığım, bana güç enjekte etmekten vazgeçmeyen arkadaşlarım, yorumlarıyla galerimi galeri yapan yeni - eski dostlarıma toptan bi tesekkür etmek istiyorum. kıçım evereste olmadı hiçbi zaman. sizden hiçbir farkım yok çünkü. bunu hiç kimse unutmasın. yapmacık bulanlarıda kucaklarım. iyi kötü istediğiniz herseyi yazmaktan çekinmeyin. bhsdgfhsagfhasf şeklinde yazı bile yazabilirsiniz :) bazı arkadaslarla konusuyorum "çizimim kötü, yazamıyorum, yapamıyorum" diyorlar. sakın böyle seyler düşünmeyin. asla pes etmeyin, vazgeçmeyin. vazgeçmek yenilgiyi kabul etmektir. yaptıgınız işin güzel olması önemli değil sizin olması önemli bence. ben bunu düşünerek yolluyorum çizimlerimi. uzun, yamuk, kollarım bacaklarım var benim. ama benim :) isterseniz harika isler yapmak uğruna anime karakterlerinin üstünden geçerek biçok kişi gibi çizim yapın. insanlar beğenir ama sana dair birsey olmamış kof bir iş olmuş olur. kendini kandırmak olur. Bu anlamda sakın korkmayın. favlamak bir değer ölçütü değil aynı duyguyu hissedebilmektir bence.
sizi seviyorum millet! kendinize iyi bakın "küçük kalbimdeki.. büyük insanlar"~

JAAA NEEEE!!!


  • Mood: Promiscuous
  • Listening to: AsLI - Dans etmeye ihtiyacIm Var
  • Reading: Fasizm ve Nazizm - M. Hanifi Macit
  • Watching: 23 number
  • Playing: Dragonball Z: Budokai Tenkaichi 3
  • Eating: çikolata ve dondurmaagg
  • Drinking: Mojo Orman Meyveli

yuuko story book..

Journal Entry: Tue Apr 1, 2008, 1:21 AM





  • Mood: Speechless

HAPPYY MODDD!!

Journal Entry: Tue Mar 4, 2008, 3:42 AM
Dante
Ergo Proxy

çok mutluyum :D kifayetsiz derecede çenem gülümsemekten ayrılacak şekilde kasılmakta XD uzun zamandır heryerde aradığım birini sonunda buldum :D aslında sansımda yaver gitti gibi bişe :D :D tribe girmistim aynı isimli kişileri eklicektim paso XD o derece kafayı sıyırmıstım XD ahhaha bilmiyorum başka ne yazayım içmeden sarhoş olmak böyleymis sanırım XD küçük seyler bile deli gibi mutlu edebiliyor bazen insanı ^^
onu bulunca kayı;p arkadaşlarımıda buldum buda extra hediyesi gibi bişe oldu XD kaybedilen insanları bulmak hazine bulmak kadar değerli benim için o yüzden sevinç katsayım evereste tırmanmış durumda XD
hep bunalım seyler yazacak deilim ya birazda mutluluk hedesi yazayım istedim XD öyle işte :D
neysem XD hepinizi çok seviyorum ^^

hep mutlu olun ve gülümseyin emi heyoooo!!
jaaa neeee ^_________^

Heavenly Sword - Nariko
  • Mood: Love
  • Listening to: Dir en grey random!!

Sponsored By Ninja Assassin

Journal History

Site Map